STRAZBURG’A RAĞMEN: YARGITAY KARARLARININ İNCELENMESİ
02/11/2026
AİHM Büyük Dairesinin Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararı, 15 Temmuz sonrasında TCK’nın 314. maddesinden verilen mahkûmiyetlerin hukuki dayanağını ilk kez bu ölçekte sorgulayan karar olmuştur.
AİHM, ByLock kullanımından suçun bütün unsurlarının çıkarılmasını suçta ve cezada kanunilik ilkesine, savunmanın bu delili sınayamamasını ise adil yargılanma hakkına aykırı bulmuştur.
Demirhan ve Diğerleri kararı, Yalçınkaya kararında sistemik nitelikte olduğu belirtilen sorunun 239 başvuruda daha tekrarlandığını göstermiş, Yasak kararı ise aynı ölçütlerin ByLock dışındaki delillere dayanan mahkûmiyetlere de uygulanacağını göstermiştir.
Bu kararların iç hukukta karşılık bulup bulmadığını gösteren en önemli merci Yargıtaydır.
Zira üyelik mahkûmiyetlerinin kesinleşip kesinleşmeyeceğine, bozulan dosyalarda yerel mahkemelerin hangi ölçütle yeniden hüküm kuracağına ve AİHM kararlarına dayanan yargılamanın yenilenmesi taleplerinin hangi içtihat çerçevesinde değerlendirileceğine Yargıtay 3. Ceza Dairesi ile Ceza Genel Kurulu karar vermektedir.
Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararları üzerine daha önce hazırladığımız “Görünürde Giderim, Süregelen İhlal” başlıklı çalışma, Anayasa Mahkemesinin Yalçınkaya ve Yasak kararlarını özetlemekle birlikte uygulamadığını ortaya koymuştu. Elinizdeki çalışma aynı soruyu Yargıtay bakımından sormaktadır.
Çalışmada, Yargıtay 3. Ceza Dairesi ile Ceza Genel Kurulunun 1 Ekim 2023 ile 22 Ekim 2026 arasında verdiği ve Adalet Bakanlığının resmî içtihat veri tabanında yayımlanan 26.947 kararın metni üzerinden incelenmiştir.
İnceleme yalnızca üyelikten verilen mahkûmiyetlerle sınırlı tutulmamış, yardım, yöneticilik, propaganda ve beraat hükümlerinin temyizine ilişkin kararlar da kapsama alınmıştır.
Her tespit ilgili kararın tarih, esas ve karar numarasıyla gösterilmiş, mümkün olan her yerde kararın önemli kısımları aynen aktarılmıştır. Böylece okuyucunun her değerlendirmeyi kaynağından doğrulayabilmesi amaçlanmıştır.
Çalışmanın başlığı ortaya çıkan tabloyu özetlemektedir. Yargıtay, üyelikten verilen mahkûmiyetlerin yüzde sekseninden fazlasını bozmuştur.
Ancak bu bozmaların büyük çoğunluğu, AİHM’in ihlal kaynağı olarak gösterdiği ölçütü değiştirmemiş, aksine ByLock kullanımının teknik olarak doğrulanması hâlinde mahkûmiyet için “belirleyici” delil sayılacağını tekrarlayarak dosyayı bu doğrulamanın yapılması için geri göndermiştir.
Hükmün bozulması, ölçütün bozulduğu anlamına gelmemiştir.
Bu çalışma, Yargıtaya yönelik genel bir eleştiri olarak değil, Yargıtay’ın kendi kararlarının ve kendi içtihadında yer alan ölçütlerin AİHM kararları karşısında okunması olarak hazırlanmıştır.
Nitekim tespit edilen çelişkilerin önemli bir kısmı, Yargıtay’ın sanık lehine bozma kararlarında aradığı ölçütleri onama kararlarında aramamasından kaynaklanmıştır.
Bu durum, Yalçınkaya ve Yasak kararlarıyla uyumlu bir içtihadın Yargıtay’ın kendi birikimi içinde de mümkün olduğunu göstermektedir.
Çalışmanın, bu dosyalarla uğraşan avukatlara, sanıklara, akademisyenlere ve Yalçınkaya grubu kararlarının uygulanmasını denetleyen Bakanlar Komitesine yararlı bir kaynak olması amaçlanmıştır.
Image courtesy of Moose2026 Photos via Pixelato



