AİHM’İN YALÇINKAYA VE YASAK KARARI SONRASI ANAYASA MAHKEMESİNİN VERDİĞİ 228 KARARA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
27/10/2026
AİHM Büyük Dairesinin Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararı, 15 Temmuz sonrasında örgüt üyeliği mahkumiyetlerinin hukuki dayanağını ilk kez bu ölçekte sorgulayan karar olmuştur. AİHM, ByLock kullanımından suçun bütün unsurlarının çıkarılmasını suçta ve cezada kanunilik ilkesine, savunmanın bu delili sınayamamasını ise adil yargılanma hakkına aykırı bulmuştur. Demirhan ve Diğerleri kararı sorunun sistemik olduğunu teyit etmiş, Yasak kararı ise aynı ölçütlerin ByLock dışındaki delillere dayanan mahkumiyetlere de uygulanacağını göstermiştir. Bu kararların gereği, yalnızca AİHM önüne gelen başvurucular için değil, benzer durumdaki çok sayıda kişi için de yerine getirilmesi gereken bir yükümlülüktür.
Bu yükümlülüğün iç hukuktaki ilk muhatabı Anayasa Mahkemesidir. Bireysel başvuru, Sözleşme’den kaynaklanan hakların ulusal düzeyde korunması için kurulmuş ve AİHM’e gitmeden önce tüketilmesi gereken bir yol olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin Yalçınkaya’dan sonra verdiği kararlar, bu kararın iç hukukta ne ölçüde karşılık bulduğunu gösteren en önemli göstergedir.
Elinizdeki çalışma, Anayasa Mahkemesinin 1 Ekim 2023 ile 22 Ekim 2026 arasında verdiği 228 kararı bu açıdan incelemektedir. Kararlar tek tek özetlenmemiş, bunun yerine Mahkemenin ihlal ve ret kararlarında tekrar tekrar başvurduğu gerekçe kalıpları belirlenmiş ve her tespit, ilgili kararın paragraf numarasıyla gösterilmiştir. Böylece okuyucunun her değerlendirmeyi kaynağından doğrulayabilmesi amaçlanmıştır.
Çalışmanın başlığı ortaya çıkan tabloyu özetlemektedir. Anayasa Mahkemesi bu dönemde çok sayıda ihlal kararı vermiştir. Ancak bu kararların büyük bölümü usule ilişkin güvencelerle sınırlı kalmış, kanunilik iddiası ByLock dosyalarının neredeyse tamamında ya incelenmemiş ya da reddedilmiş ve verilen giderim, aynı mahkumiyetin yeniden kurulmasına engel olmayan bir yeniden yargılamadan ibaret kalmıştır. Ortada bir giderim görüntüsü bulunmakla birlikte, AİHM’in tespit ettiği ihlal varlığını sürdürmektedir.
Bu çalışma, Anayasa Mahkemesine yönelik genel bir eleştiri olarak değil, Mahkemenin kendi kararlarının ve kendi ilkelerinin AİHM ölçütleri karşısında okunması olarak hazırlanmıştır. Nitekim tespit edilen çelişkilerin önemli bir kısmı, Mahkemenin ihlal kararlarında kullandığı ölçütleri ret kararlarında aramamasından kaynaklanmıştır. Bu durum, Yalçınkaya ve Yasak kararlarıyla uyumlu bir içtihadın Mahkemenin kendi birikimi içinde de mümkün olduğunu göstermektedir.
Çalışmanın, bu dosyalarla uğraşan avukatlara, başvuruculara, akademisyenlere ve Yalçınkaya grubu kararlarının uygulanmasını denetleyen Bakanlar Komitesine yararlı bir kaynak olması amaçlanmıştır.
Image courtesy of Moose2026 Photos via Pixelato



