KANUNİLİK İLKESİ VE MESLEKTEN ÇIKARMA KARARLARI BAĞLAMINDA, ANAYASA MAHKEMESİ’NİN GÜNCEL YARGILAMALARDA ETKİLİLİĞİ SORUNU

15 TEMMUZ SONRASI KADINLARIN MARUZ KALDIKLARI HAK İHLALLERİ RAPORU
08/03/2026
AİHM Büyük Daire’nin Yasak/Türkiye Kararının Türkçe Çevirisi ve Karara İstinaden Dilekçe Örnekleri
07/05/2026
15 TEMMUZ SONRASI KADINLARIN MARUZ KALDIKLARI HAK İHLALLERİ RAPORU
08/03/2026
AİHM Büyük Daire’nin Yasak/Türkiye Kararının Türkçe Çevirisi ve Karara İstinaden Dilekçe Örnekleri
07/05/2026
Show all

KANUNİLİK İLKESİ VE MESLEKTEN ÇIKARMA KARARLARI BAĞLAMINDA, ANAYASA MAHKEMESİ’NİN GÜNCEL YARGILAMALARDA ETKİLİLİĞİ SORUNU

15 Temmuz 2016 sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) süreciyle birlikte Türkiye, on binlerce kişinin geniş kapsamlı ceza soruşturmalarına ve ağır idari yaptırımlara tabi tutulduğu istisnai bir hukuk dönemine girmiştir. Vakfımız tarafından hazırlanan bu çalışma, söz konusu dönemde yürütülen ceza yargılamalarını, hukuk devletinin en temel güvencesi olan "suç ve cezaların kanuniliği" ilkesi çerçevesinde ele almaktadır. Çalışmada; eylem tarihlerinde tamamen yasal olan bankacılık işlemleri, sendika üyelikleri, dini sohbetlere katılım veya iletişim programlarının kullanımı gibi rutin faaliyetlerin, sonradan geriye dönük birer suç unsuru gibi kabul edilmesi, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları ışığında irdelenmektedir. İncelemeler; AYM’nin bu dosyalarda kanunilik ilkesini işletmek yerine, başvuruları yalnızca adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul hataları üzerinden değerlendirerek uyuşmazlığın asıl nedenini çözmekten kaçındığını ortaya koymaktadır.

Çalışmanın bir diğer odak noktası ise, OHAL KHK’ları ile tesis edilen kamu görevinden çıkarma işlemlerindeki yapısal hukuksuzluklardır. Bireyleri ekonomik ve sosyal bir tecride mahkum eden bu kararlarda; "irtibat" ve "iltisak" gibi hukuki belirlilikten yoksun muğlak kavramlar üzerinden masumiyet karinesinin nasıl işlevsiz bırakıldığı değerlendirilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) standartlarından uzaklaşılan bu süreçte, AYM’nin idari işlemleri meşrulaştıran tutumu ve başvuruları makul sürelerde sonuçlandırmaması, hak ihlallerini daha da derinleştirmektedir. AİHM’in bağlayıcı kararlarına karşı sergilenen bu direnç, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru mekanizmasının artık etkili bir iç hukuk yolu olma vasfını yitirdiğini somut bir şekilde göstermektedir. Vakfımız bünyesinde gerçekleştirilen bu çalışmanın faydalı olmasını dileriz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

KANUNİLİK İLKESİ VE MESLEKTEN ÇIKARMA KARARLARI BAĞLAMINDA, ANAYASA MAHKEMESİ’NİN GÜNCEL YARGILAMALARDA ETKİLİLİĞİ SORUNU
This website uses cookies to improve your experience. By using this website you agree to our Data Protection Policy.
Read more